EŞEK ARMUDUNUN ALTI
Adını duyunca aldanmayın sakın
Boğazını tıkayacak gibi olsa da
Ağustosun sonlarında
Mutlaka bir tadına bakın
Bizim Kemal ustanın
Yaşı altmışını çoktan geçmiş
bir ağacı var evinin önünde
Bir başkadır yaz gelince
bu ağacın altı
Ah… olsaydı birde dili
Size anlatsaydı
bütün olup bitenleri
Hazırlıklar yapılır
günler öncesinden
Büyük bir özenle
oturaklar gözden geçirilir
Rüzgârı kessin diye
tellere kilimler gerilir
Kurumuş bok,
ot doldurulur kovaya
sivrilerden korunmak için
Gündüz faslı başka
Geceleri de renklidir
artık bu mahalleninin
Akşam işleri bitmiş
Yemekler de yenmiştir ardından
Genelde hanımlardır
beş vakit namaz kılan
İlk gelen tutuşturur kovayı
Sivrilerde
vermek zorunda kalır molayı
Kemal usta başköşeye kurulmuş
Keyfini çıkartır mal sahibi olmanın
Münire abla hasta, yaşlıdır
çiş de kaçırır üstelik
Gelmeden duramaz
Herkes ona söylenir yoksa
Kimse derdini anlamaz
Peşinden aşağıki Küne nine
Yaşamı boyunca her gün hastadır
Neme lazım sır saklamakta da hayli ustadır
Seniha Hanım dersen
Taaa..İstanbul’lardan getirdiği
Kıymetli hasır kilimiyle görünür
Bel ağrısı bahanesiyle
yatıp yerlere serilir
Nermin
Kızmasın bana
Laf aramızda dedikoduyu sever
Çekinmez pireyi deve yapmaktan
Mübarek ayaklı gazete sanki
Geliyor o da yalpalayaraktan
Nedense hep “Sürahi Nine” dir
Bu mahallenin kadınları
İkizdir Şükriye’yle Hayriye
Öyle kolay değildir ayırt edilmeleri
Biraz sonra onlar da gelecek
İkisi de öksürür astımlı gibi
Melahat Hoca dersen
Yaktı mı sigarasını karanlığın içinde
Tıpkı bir ateş böceği
Rahmetli Tevhide teyzenin
Zannedersin örneği
İçme desen de dinlemez
Neme lazım fazla masrafı da bilmez
Yavaş yavaş tamamlanmaktadır
Bu ağacın müdavimleri
Ekstradır artık gurbetten gelen
Yazlıkçı kızları, gelinleri…
Yukarıdan iner bazen
Suna’yla kocası “Vay anasını Ayhan”
Koyulaştırırlar adam akıllı sohbeti
Meşhurdur onun düğünlerde istediği
Kavurması, el tabanı köftesi.
Arada uğrasa da bizim Nezahat
Sağlığı el vermiyor, babası da hasta
Yoktur onda kabahat.
Fazilet’i dersen yüksek sosyete
Katılır mı öyle
olur olmaz her sohbete.
Dedi kodu var diye
gece gelmez Hacile
Nermin rahat vermez ki
gündüz görünse bile.
Ne gösterir bilinmez
ilerleyen saatler
Kimi gece yürüyüşündedir
Bu kalabalığı görmezler.
Elinde iş çantası
gezmeden dönüyor Sacide abla
Bu ikinci kapısıdır
koruması dayakla…
Neziha'yı sorarsan kocasına bağımlı
Kemik erimesi var,
gün mü gördü zavallı?
Arada uğruyorlar
Şahip’in Yaşar’la
Karısı Reyhan
Çay isterler Hafize’den
Küsmeleri an meselesidir
Alınganlık gösterirler bazen
Babasını bırakıp
Müjgan gece çıkamaz
Halası Küne dersen
oturmaya gelenlerden
zaten fırsat bulamaz.
Önce bahçe muhabbetleri
Ardından gelir şikayetleri
Yapılsa da kar-zarar hesapları ince ince
Yine yollanırlar bahçelere bahar gelince.
Günlük dedikodulara başlayacakken
Elinde çay tepsisiyle
Hafize kız görünür
Duruma göre oda…
Yapmayın be komşular
Beleşçilik olmaz bu kadar
Size de gelsin bu sıra…
Arada Özcan Güzer
Semaverini yakar
Islığıyla anılırsa da
Onda hikaye bitmez
Dinleyeni bulursa…
İşte böyle dostlarım
Bir başkadır yaz gelince
Bu eşek armudunun altı
Hatırlanmayan varsa hoş görsün
Ve desin ki;
“Ancak Köylü Yaşar yer
böyle bir haltı
Böyle bir haltı”…
Temmuz 2005
Bektaşağa Köyü
|